Gelenek + Teknoloji = Mimar Sinan Camii

Mimar Sinan Camii, İslâm Medeniyeti’nde dinî mimarînin zirvesini teşkîl eden, Osmanlı Türk mimarî uslûbunda tasarlanmıştır. Gelenekten geleceğe uzanan ve gelenekle teknolojiyi bütünleştiren, bugünün inşaat teknolojisi ile Osmanlı uslûbunu meczeden bir yapıdır. Bu suretle kültürümüzün gelenek zincirine orijinal yeni bir halka ilâve etmeye çalışılmıştır.

Her noktası ve detayı çözülmeye çalışılmış, uslûp bütünlüğü açısından, hiçbir imalât tasarımının yanında, imalât sırasında da doğrudan usta ve sanatkârın görüşüne bırakılmamıştır. Mimarlık tarihimizdeki 250 senelik kültürel kırılmadan sonra, özellikle son 50 senedir, bir yapının temelden bacaya, halısından kapı koluna kadar bütünlük arz etmesi geleneğinden maalesef kopuldu. Unutulan bu uslûp ve zevk bütünlüğü, bu binada yeniden yakalanmaya çalışıldı.

Hz. Peygamber’in inşa ettiği Mescid-i Nebevî’den itibaren, İslâm Cami Mimarîsi’nde devam eden gelenek zinciri içinde, Osmanlı Türk Mimarîsi uslûbunda, gelenekten kopmadan teknolojiyi de kullanarak, merkezî plan fikrinin devamı olması hedeflenmiştir.
Mimar Sinan Camii, mekânda vahdeti ifade eden, klasik mimarimizde tam olarak işlenmemiş, altıgen şemalı, merkezî kubbe etrafında altı yarım kubbelidir. Mimar Sinan merkezî plan fikrini olgunlaştırırken, Süleymaniye’den önce Beşiktaş Sinan Paşa, Süleymaniye ve Selimiye Camileri arasında ise Kadırga Sokullu, Kazasker İvaz Efendi, Babaeski Semiz Ali Paşa, Fındıklı Molla Çelebi, Topkapı Kara Ahmed Paşa gibi, altıgen plan tipini 4-5 yarım kubbeli olarak farklı ölçülerde ve farklı mekân anlayışlarında tatbik etmiştir.Tasarımın genelinde ve detaylarda geleneksel mimarî unsurların tasarım ve tanzim kaidelerine bağlı kalınarak, taklide düşülmeden, geleneğe orijinal yeni halkalar ilavesiyle, altı yarım kubbeli, merkezî planlı telif bir eser ortaya koymaya çalışıldı. Projelerde nisbet, ahenk ve tenâsübü temin için, tasarım ve ölçülendirmede metrik sistem değil, eski mimarî ölçü birimimiz olan arşın kullanıldı.

Kendisinin vefatından sonra talebeleri tarafından Cerrahpaşa ve Hekimoğlu Ali Paşa Camileri’nde de bu plan tarzı olgunlaştırılmaya çalışılmıştır. Merkezî mekân altıgen planda, diğerlerine göre daha kuvvetli hissedilir. Nitekim gerek Süleymaniye ve Selimiye arasında ve gerekse vefatından sonra altıgen planın, ısrarla işlenmeye devam edilmesi, Sinan’ın ve talebelerinin bu hususiyeti kuvvetle hissettiklerini gösterir. Ancak, altıgenin geometrik karakteriyle kendi hususiyetinden doğan, kare plandan altı ayaklı örtüye geçiş, birçok inşâi zorluk ve tezyinî zorlamaları da beraberinde getiriyordu.

Teknolojiden istifade ile bu zorluklar aşılmaya çalışıldı. Kanâatimiz odur ki; Mimar Sinan’ın Selimiye’den sonra o çapta abidevî bir eser daha yapmaya ömrü vefa etseydi, olgunlaştırmak için ısrarla üzerinde durduğu, bizim kullandığımız bu plan tipini tatbik ederdi.

Camiye ait klasik elemanların betonarme kalıplarını yaparken, eğrisel ahşap kalıp sistemi ile birlikte yeni teknolojik sistemlerden (özel çelik ve hidrolik kayar kalıp sistemleri vb.) yararlanılmıştır. Cami taşıyıcı konstrüksiyonun tamamı (sütunlar, kirişler, kemerler, kubbeler vb.) betonarme karkas olarak inşaa edilmiştir.

Caminin ana kubbe yüksekliği 42, çapı 27 metre olarak inşaa edilmiştir. Camide 72 metre yüksekliğinde üç şerefeli dört adet minare bulunmaktadır. Caminin çevre yolu cephesindeki silüetinin bozulmaması için geoduvar teknolojisiyle istinat duvarları inşa edilmiştir. Caminin yaklaşık 6500 m2 alana sahip dış avlusu bulunmaktadır.

İbadethane ve avlu alanlarının altında konferans salonu, eğitim odaları, satış birimleri, bay-bayan tuvaletleri, abdesthaneler ve yaklaşık 270 araç kapasiteli 2 katlı otopark bulunmaktadır. Otopark katlarından cami katına çıkan dört adet 15 kişilik asansör bulunmaktadır.

Kaynak: MimarSinanCamii

Sen Özelsin! #MuminNisa