Mimar Sinan’ın İzindeki MimarNisa’lar

Çamlıca Tepesi’ne yapılacak cami için açılan yarışmada birinciliğe değer görülen bir eser çıkmadı. Jüri de ikinci olan ve iki kadın mimarın çizdiği 6 minareli caminin Çamlıca’ya yapılmasını kararlaştırdı. Ancak jürinin seçtiği projeye bu seferde kopya damgası vuruldu. Projenin mimarları ise ilk kez konuşarak, iddiaları gündeme getirenlerin bir şeyi gözden kaçırdığı belirtti…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “İstanbul’un her yerinden görülecek” diyerek tanımladığı ve tartışmaları halen günümüzde de devam eden Çamlıca Camii projesi için yapılan proje yarışması sonuçlandı ve dev proje için start resmen verilmiş oldu.

İstanbul Cami ve Eğitim Kültür Hizmet Birimleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği’ tarafından 7 Temmuz’da düzenlenen ve birbirinden kıymetli 62 çizimin 2 ay gibi kısa bir süre içerisinde ortaya çıkartılıp yarıştığı yarışmada sonuçlar geçtiğimiz günlerde açıklandı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Mehmet Ali Kahraman’ın başkanlığını yaptığı ve çoğunluğu TOKİ mimarlarından oluşan 7 kişilik jüri 62 çizim arasında birinciliğe değer bir proje bulamazken iki proje ikincilik ödülüne, iki proje üçüncülük ödülüne, 5 proje ise mansiyon ödüllerine layık görüldü. Yarışmada ikincilik ödülü alan çizimlere 150’şer bin TL, üçüncülük ödülü alan çizimlere 75’şer bin TL, mansiyon ödülü alan 5 çizime ise 25’şer bin TL para ödülü 30 gün içerisinde verilecekken yarışmada 300 bin TL’lik birincilik ödülü ise birinci seçilen çizim olmadığı için verilemedi.

62 çizim arasında birincilik ödülüne layık görülen çizim olmadığı için jüri, ibadet mekanlarının yanında sosyal, kültürel ve eğitim mekanlarını içinde barındıran kompleks bir proje şeklinde tasarlanıp, geleneksel Türk-İslam Mimari tarzı ile günümüz çizgilerini bütünleştirerek Anadolu’nun Batı’ya bakan yüzünden şehir siluetine katacağı değer ile dönemin sembol eserlerinden biri olarak yerini alacak proje olmasından dolayı Hayriye Gül Totu ve Bahar Mızrak isimli iki kadın mimarın çizdiği ‘SAS33’ rumuzlu projenin Çamlıca Tepesi’ne yapılmasını uygun gördü.

Uygulanması düşünülen projede, altı ezan ve bir adet şadırvanla bütünleşen zaman minaresi (birer saat, güneşin doğuşu ve batışı ile beş vakit namazı gösteren sekizgen şerefli) olmak üzere yedi minare tasarlanırken, bu coğrafyada yaşayan insanların farklılıklarını ifade için kullanılan ‘Yetmiş iki buçuk millet’ ifadesi ile eserin kubbe yüksekliği ölçüsü 72.50 metre olarak belirlenmiş.

30 Bin Kişi Aynı Anda Namaz Kılabilecek

57 bin metrekare alan üzerine kurulmasının planlandığını ve 100 milyon TL’nin üzerinde bir rakama mal olmasının beklendiği camide aynı anda 30 bin kişilik cemaatin namaz kılabileceğini söyleyen İstanbul Cami ve Eğitim-Kültür Hizmet Birimleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Ergin Külünk, projede, 50’şer kişilik 10 adet sınıf, 750 kişilik konferans salonu, 250 kişilik toplantı salonu, kütüphane, sergi salonu, gasilhane, yemekhane ile bin kişilik otopark bulunacağını da belirtti.

Kopya İddialarına Cevap Verdiler

Proje yarışmasında sonuçlar açıklandıktan sonra, ikincilik ödülüne layık görülen ve jüri tarafından Çamlıca Tepesi’ne yapılması uygun görülen çizim 6 minaresi kubbeleri ve ön avlusu ile Sultanahmet Camii’ne olan benzerliğinden ötürü belli bir kesim tarafından ‘Copy-best cami’ diye ağır eleştiriler almıştı.

İşte o eleştirilerin odak noktasında yer alan iki kadın mimar Hayriye Gül Totu ve Bahar Mızrak ilk kez konuştu ve Çamlıca tepesine yapılması düşünülen projenin Sultanahmet Camii’ne neden bu kadar çok benzediğini, tasarım aşamasında nelerden esinlenildiğini ve kendilerine yöneltilen haksız eleştirilere cevap verdiler.

Şartnameye Uyduk!

Projenin görsellerinin kamuoyu ile paylaşılmasından sonra ‘Çok klasik olmuş’, ‘Sultanahmet Camii’nin kopyası’, ‘Copy-best cami’, ‘deneyimsiz kişilere yaptırılmış’ gibi birbirinden ağır eleştiriler aldıklarını dile getiren Mimar Hayriye Gül Totu, meslekte 10 yılı çoktan geride bıraktıklarını bunun da deneyimli pozisyonunda sayılmak için haddinden fazla yeterli olduğunu belirterek kopya iddialarını yalanladı.

Kopya diye tepki gösterenlerin şartnameyi okumadan ve projenin detaylarını görmeden sadece yüzeysel olaya bakarak bu yorumu yaptıklarını dile getiren Totu, savunmasını şu sözler ile sürdürdü: ”Yarışmanın süresi 40 gün idi. Biz çizimimizi gece gündüz çalışarak 35 günde tamamladık ve ortaya bu eseri çıkardık. Yarışmaya katılanlara sunulan şartnamede eseri oluştururken Türk-İslam geleneğini yansıtan klasik bir yapı olması isteniyordu, ancak projeyi inceleyenler bu kısmı atlayıp yorum yaptılar. Oysa ki Türk İslam geleneğinde kubbe yapısı vardır yarım kubbeler minareler şadırvanlar ve avlular bulunmaktadır. Minareleri kubbelere oranları da net bir şekilde bellidir.Bizde tüm bu öğeleri şartnamede yer alan talepler ile birleştirdik ve ortaya bu eser çıktı. Biz bunu taklitçilik yada kopyacılık değil de etkilenme bir geleneğin devamı gibi görüyoruz” dedi.

Modernliğe Karşı Değiliz

Bunun bir tarz olduğunu ancak kendi tarzlarının değil Türk İslam Mimarisinden gelen bir tarz olduğunu kendilerinin de projeyi oluştururken bu doğrultuda ilerlediklerini kaydeden Mimar Bahar Mızrak, yapılan eleştirilere karşılık modernliğe karşı olmadıklarını tamamen şartnamede yazılı bulunan kurallara bağlı kaldıklarını belirterek ”Projeyi hazırlarken eğer bir siluet projesi olacaksa İstanbul’un dünyada kabul görmüş silueti olan Tarihi Yarımada’da yer alan minarelerin ölçülerinin uygulanması gerektiğini düşündük ve onu uyguladık. Eseri oluştururken de çok aykırı davranamadık çünkü mevcut kubbelerden dilavatlardan bir tanesini çekip aldığınızda yapı klasik olmaktan çıkıyor ve şartnameye uymuyor” dedi.

Mimar Sinan’dan Esinlendik

‘Projenin çizimi aşamasında her hangi bir eserden etkilendiniz mi?’ şeklindeki soruya Türk İslam Mimarisi’nde ve geleneksel cami mimarisinde Mimar Sinan’ın bulunduğu noktanın zirve noktası olduğunu bunun tüm dünyadaki mimarlar tarafından da kabul gördüğünü belirten Tortu, ”Mimar Sinan’ın eserlerinden onun ölçülerinden etkilenmedik dersek yalan söylemiş oluruz’ dedi. Tortu, Türkiye’deki bütün camilerin birinden esinlenerek oluşturulduğunu ifade ederek sözlerini şu örnek ile sürdürdü, ”Sultanahmet Camii’nin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa Mimar Sinan’ın talebesidir, Mimar Sinan’dan sonra o baş mimarlık yapmıştır. Sultanahmet Camii Mimar Sinan’ın ölümünden 20 yıl sonra başlamıştır ama Sedefkar Mehmet Ağa Sultanahmet’te Mimar Sinan’dan esinlenmiştir”

Karşı Olanlar Bile Tebrik Etti

Proje ile ilgili şimdiye kadar etrafından bir tek olumsuz tepki almadığını dile getiren Mızrak, tepki bir tarafa Çamlıca’ya cami yapılmasına karşı olanlardan bile tebrik telefonları aldıklarını belirterek, kendilerine ”Çamlıca’ya cami yapılacaksa böyle bir şey yapılsın” dediklerini söyledi.

Başkan Projeye Sahip Çıktı

Projenin Avrupa Yakası’ndaki siluetin devamı niteliğinde düşünüldüğünü o yüzden Çamlıca Tepesi’ndeki kulelerin kaldırılıp mevcut cami projesi oraya konumlandırıldığında, havadan bakıldığında tek bir siluetin devamının geçişinin görüleceğini ifade eden Başkan Külünk, bu yüzden şartnameye klasik eser şartı koyduklarını ve projeyi seçtiklerini belirterek, esere sahip çıkarak yöneltilen eleştirilere tepki gösterdi. Külünk, ”Bizim yolumuza ışık tutan tüm tenkitleri başımızın tacı yapıyoruz. Ancak işin fotoğrafından anlamayan, işin türünü bilmeyen, işin detayından bir haber olan kişilerin yaptığı yorumlara anlam veremiyorum” dedi.

Şartnamedeki O Madde!

İstanbul’un silüetine ve kent dokusuna uygun, Osmanlı Türk mimari üslubunu yansıtacak, gelenekten geleceğe uzanacak, Kültürümüzün gelenek zincirine orijinal yeni bir halka ilave edecek, İstanbul’ a değer katacak ve İstanbul’un sembollerinden biri olacak camii projesi tasarlamak.

Kaynak: Haber7

Sen Özelsin! #UzmanNisa