Bonesiz ve Boynu Açık Tesettüre Karşı Olan Modacı

Gün geçtikçe tesettür giyimin alternatifleri artıyor. Sosyal paylaşım sitesinden ürünlerini satışa çıkaran Derya Sel de onlardan biri. Marmara Üniversitesi Moda Tasarımı mezunu olan Sel, tasarladığı kıyafetlerle örtünen genç hanımlara farklı seçenekler sunuyor.

Örtünme, kurallarına riayet edilmesi kadar estetik açısından da önemli bir konu. Bu konu, genç kızların daimi gündem maddesi. Böyle olunca, internetteki blogger yani günlük yazarları da hergün artıyor. Diğer taraftan bir de “tesettür butiği” furyası var. İstanbul’da, Erenköy, Ümraniye ve Üsküdar gibi semtlerde rastlamanız kaçınılmaz olan butiklerin amacı “farklılığı ve özgünlüğü” sağlamak. Butiklerin dışında kendisi çizen, kendisi giyen, giydikleri beğenildiği için stilist haline gelen kişiler de var. Derya Sel bunlardan biri, ancak o aynı zamanda eğitimli. Marmara Üniversitesi Moda Tasarımı mezunu olan Sel, küçük çapta etek ve gömlek ile başladığı tasarım yolculuğuna bugün yoğun bir ilgiyle devam ediyor. Yaptığı tasarımları sosyal paylaşım sitelerinden görücüye çıkaran Sel, bunlara bir de isim koymuş: “Çizgisel Moda“. Amacı genç hanımlara örtünmeyi sevdirmek… Derya’nın hikâyesini kendisinden dinledik…

Derya’nın moda tasarımcılığının ardında yıllar öncesine dayanan bir geçmişi var. O, aslında mesleğe küçük yaşlarda okul defterlerine çizim yaparak başlamış. Ortaokulda arkadaşlarının portrelerini çizerek küçük paralar bile kazanmış. İmam Hatip Lisesi’ne güzel sanatlar okumanın hayaliyle gidip gelmiş. Malum kat sayı problemi de işin içine girince moda tasarım okumak Derya için kaçınılmaz olmuş. Derya, İmam Hatip Lisesi’ndeki hocalarının güzel sanatlara girmemesi konusundaki nasihatlerine rağmen dört ay kursa gittikten sonra sınavı kazanmış. Ve tasarım macerası başlamış.

Sıfırdan Başladım

Ona, bu sektöre girmeye nasıl cesaret ettiğini soruyorum. Öyle ya mali bir destek olmadan bir başına hem ofis açmak hem de kendine marka oluşturmak herkesin harcı değil. Daha önce bir Rus giyim markasında stilist olarak çalıştığını söyleyen Derya, bu durumu şöyle açıklıyor; “Etrafımızda stilistler geziniyordu, bende onlardan biriydim. Hiçbirinin sanatsal kaygısı yoktu. Hem eğitimliyim hem de başörtülüydüm. O yüzden kaçınılmaz gibi geldi. Bir de örtünmekten korkan kızlar görüyordum. Onlarda beni bu sektöre girmemde önemli bir etken oldu.” Bu işe başlarken hiç çevresi olmadığını söyleyen Sel, tasarımları hakkında “ne giymek istiyorsam onu yaptım” diyor. Ayrıca arkadaşlarının yaptığı gönüllü modellik sayesinde, ürettiği kıyafetleri doğru şekilde sunmayı da başarmış. Profesyonelleşmeyi önemsediğini söyleyen Derya kendisini diğer kombin sayfalarından ayıran en önemli özelliğinin tanıtıma harcadığı emek olduğunu vurguluyor.

Son zamanlarda sıkça karşımıza çıkan kombin siteleri hakkındaki görüşünü sorduğumda Derya’nın cevabı şöyle oluyor; “Sanırım ben iyi bir şeyler yapıyorum” diyorum. Tesettür giyim markalarının sayısı arttı. Aralarında çok iyi olanlar da var ancak bazıları var ki çok kötü. Benim kalıp, dikiş ve stilistlik bilgim de var. Ama ben kalıp ve dikim konsuna girmiyorum. Çünkü profesyonel değilim.” Sadece sanatsal düşünmediğini aynı zamanda ticari düşünmek zorunda kaldığını itiraf eden Derya, ikisi arasındaki dengenin iyi yapılması gerektiğini anlatıyor: “Rus firmasında çalışırken gerçekten beynim yozlaşmıştı. Piyasa benim daha farklı şeyler tasarlamamı engelliyordu. Müşterinin harika dediği bir tasarıma dönüp bakmak istemiyordum. Ayrıca dekolte kıyafetler tasarlarken bundan memnun olmadığımı farkettim.” İnsanın kişiliğinin kıyafetlerine yansıdığını söyleyen Derya’nın hayali bir gün tasarımlarını gören kişilerin “bu Derya’nındır” demesi. Hedefine gelince, hanımları örtünmekten korkmamalarını sağlamak…

Pantolon ve Tuniğe Son

Yeni nesil örtülü gençler, pantolon-tunik kombinasyonlarına adeta bağımlı. Ancak Sel’in tasarımları sadece elbise, etek ve gömlekten oluşuyor. Yaptığı tasarımlar genelde romantik dönemi yansıtıyor. Tasarımlarında en dikkati çeken taraf bayanları olabildiğince ince ve zarif göstermek… Eteğin kadına çok yakıştığını düşünüyor. Ancak son dönemlerde moda olan ve nereye gitsek karşımıza çıkan belden büzgülü etekleri estetik bulmuyor. “Moda uzağımda” diyen Derya piyasadaki süslü püslü kıyafetleri sevmediğini söylüyor. Genelde ince bel ve aşağıya doğru uçuşan kıyafetleri tercih ediyor. 1950’lerin tarzı ise vazgeçilmezi… Dik omuz ve ince bel tasarımlarının en belirgin özelliği. Tasarımda estetik kaygıyla yapıyor ve tasarımlarının onu çok mutlu ettiğini söylüyor.

Boyun Niye Açık?

Günümüzde örtülü genç hanımlar arasında boyunları açıkta bırakan şallar, kulaktaki küpe gösterme gibi tesettüre uygun olmayan bir moda başladı. Hatta bu şal bağlama modası, bone ya da iç başörtüsü kullanmadan saçların ön kısmının göründüğü bir tarza doğru evrilmeye devam ediyor. Etek boyları gittikçe kısalıyor ve fakir kol genç tesettürlü hanımlar arasında yaygın. Derya bu konuyla ilgili fikirlerini şöyle dile getiriliyor; “Şimdiki kızlar bonesiz dolaşıyorlar. Çok üzülüyorum. Biz yıllarca neden savaştık? Bu manzarayı görmek içimi acıtıyor. Çok asimile olduk. Bazı hanımlar var, ellerinde oje ve yüzünde makyaj aynı zamanda da öpücük atarak poz veriyorlar. İnanılmaz teşhirci… İşin kötü yanı “bende böyle kapanmak istiyorum” diyenler bile var.” diyor.

Güzel Sanatlarda Başörtülü Okumak Zordu

Üniversitede okuduğu başını açmak zorunda kaldığını ama dik durmaktan asla geri adım atmadığını belirten Derya, moda tasarımda okuduğu dönemde okuldaki bazı hocaların başörtülüler için “yaratıklar” dediğini söylüyor. Bu tip olaylarla sıkça karşılaştığını ve başarısını böyle düşünen hocalara borçlu olduğunu ifade eden Derya; “Derse girerken başörtümü çıkarmak zorunda olsam da başörtülü olduğumu hiç bir zaman saklamadım, Aksine hepsi de bilsin istedim. İlk yılımı Çanakkale’de okudum. Orda okurken bir hocam başörtülü olduğum için hiçbir şeyi yapamayacağımı sanıyordu. Ona göre ben sınıfın en iyisi olamayacaktım. Onun sayesinde birinci sınıfta çok çalışkan bir öğrenci oldum ve Marmara’ya geçiş yaptım” diyor. Marmara’da okurken de bu defa bir yıl boyunca “günahı benim boynuma çıkarın başörtünüzü” diyen hocalara rastlamış. Olumsuz etkilenmediğini çünkü imam hatipte okuduğu yıllarda çok daha kötüleriyle karşılaştığını söylüyor. Kendini Amerika’daki siyahlar gibi hissettiğini söyleyen Sel’in geçirdiği bu zor yıllar, onu küstürmek yerine üniversitede daha öz güvenli ve azimli birine dönüştürmüş.

Derya Sel’in “Çizgisel Moda” markası ile 2012 İlkbahar-Yaz Koleksiyonu kapsamında tasarladığı Elif Öztürk’ün (Carnival Photography) fotoğrafladığı tesettür giyim kıyafetlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Kaynak: YeniŞafak

Sen Özelsin! #HanimNisa