Sanatın ‘VÂV’ Halini Merak Ediyor musunuz?

‘Sonsuz evrende bir vav ile bütünleşmek’ sloganıyla yola çıkan Fatma Sema Tekerek, Esma-ül Hüsna’yı birbirinden güzel işlemelerle nakşediyor. ‘Maraş işi’ de denilen dival (sim sırma) tekniğiyle Allah’ın güzel isimlerini sanata dönüştüren Fatma Hanım’ın sergi serüveni, İstanbul Türk İslam Eserleri Müzesi’nde başlayıp, Dubai ve Suudi Arabistan’da devam etmiş.

Fatih Sultan Mehmet döneminde Maraş’tan saltanata bir kız gelin alınır. O dönemde Dulkadiroğulları Beyliği’nin bulunduğu Maraş’tan saraya gelin giden kızın çeyizi iyice merak konusu olur. Dival sanatıyla işlenmiş örtüler götüren Maraşlı gelinin çeyizi çok beğenilir. Öyle ki o günden sonra gelinin getirdiği örtüdeki nakışların ismi de ‘Maraş işi’ olarak anılır.

Geçmişi Selçuklular dönemine kadar giden bu sıra dışı nakışla Fatma Hanım’ın gönül bağı, 1980’lere dayanıyor. Tekerek’in ifadesiyle ‘sanatının anlamı’ ise Esma-ül Hüsna ile tanışmasıyla bambaşka bir boyuta ulaşıyor. Esma-ül Hüsna ile ilgili izlediği programlar Fatma Hanım’ın hayranlığını artırmış ve yaptığı sanat ile onları bütünleştirmeye karar vermiş. Tekerek, dival sanatıyla Esma-ül Hüsna’yı anlatmayı hedeflediğini belirtiyor. “Esma’nın ne anlattığını bilmek işleme esnasında beni daha çok etkiliyor. Dival sanatı Esma-ül Hüsna ile daha güzel.” diyen Tekerek, şu an Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde bulunan ‘Malik-ül Mülk’ esmasının kendisi için çok özel olduğunu belirtiyor. “Bu tablo bana hiçbir şeyi sahiplenmemem gerektiğini hatırlatıyor. Her şeyin sahibi O.” diyen Fatma Hanım, şimdilerde Osmanlı padişahlarıyla ilgili uzun soluklu bir projenin hazırlığını sürdürüyor. Dival sanatının çok yoğun bir çalışma süreci olduğunu ifade eden Fatma Hanım, bu kalıcı işlemenin kaybolmadığını da belirtiyor. Bir gece gördüğü rüyanın etkisiyle işlediği Kubbe-i Hadra tablosunun en sevdiği eserlerinden birisi olduğunu söyleyen Fatma Hanım’ın en çok sevdiği işleme ise İsm-i Nebi.

Fatma Hanım’ın dival serüveni Osman Gazi türbesi’nde başlamış

1979-1980 darbe dönemlerine tanıklık eden Fatma Hanım, kapıda askerlerin nöbet tuttuğu günlerde öğrenim görmüş. Tekerek, teyzesinin de teşvikiyle kız meslek lisesine gitmiş. Üniversiteyi kazanamayan Fatma Sema Tekerek, kendisini boşlukta hissetmiş ve bir arayış içine girmiş. Yarım kalan eğitimini Ankara Olgunlaşma Enstitüsü’nde tamamlayan Tekerek, Osmanlı Devleti’nin kurucu beyleri Osman Bey ve Orhan Bey’in türbesindeki nakışların izini sürerken karşılaşmış Maraş işiyle. Maraş’tan gelen bir ustanın Ankara’daki olgunlaşma enstitülerinde ders verdiğini öğrenince Ankara’ya gidip olgunlaşma enstitüsüne kaydını yaptırmış.

Kaynak: Zaman Gazetesi | Abone olmak için tıklayınız…

Sen Özelsin! #UzmanNisa