Dikkat! Namahrem Gözler Üzerinizde!

Facebook Twitter Sosyal Medya Fotograf Namahrem“Bizim kültürümüzde bir insan kızını, eşini namahremden kıskanır. Onun güzelliklerinin alenileşmesini arzu etmez. Kimi anne ve ninelerimizin hâlâ bir yabancıyla konuşurken örtüsünü ağzına kapattığını görürüz. Ninelerimiz ve annelerimiz sesi, görüntüsü, hareketleri, giyim ve kuşamlarıyla dikkat çekmemeye çalışırlar. Hatta bazıları isminin dahi başkaları tarafından bilinmesinden çekinir. Belki bunların bir kısmı ifrat olabilir. Yani yapılması zorunlu olmadığı halde kendi alanımızı daraltmak şeklinde de algılanabilir. Fakat diğer yandan aynı milletin evlat ve torunları, kadınlığın güzellik ve cazibesini hoyratça kullanır, bundan çekinmeyen bir tavrın içine girerlerse, burada büyük bir manevi erozyon ve yozlaşma var demektir.” Bu cümleler ilahiyatçı Doç. Dr. Mustafa Karataş’a ait. Böyle bir mevzuya değinmesinin sebebi ise son yıllarda sosyal mecralarda paylaşılan fotoğraflar.

Eski insanların fotoğraf konusundaki hassasiyeti hepimizin malumu. Birçoğu kişisel fotoğraflarını misafirlerine bile göstermekten imtina ederdi. Hatta bir başkası görür kaygısıyla düğün fotoğrafı çektirmeyenleri bile vardı aralarında. Şimdiyse sosyal medya kullanıcısı birçok insan en mahrem fotoğraflarını bile paylaşır hale geldi. Başlarda, arkadaşlarımızı kontrol edebildiğimiz bir mecra olmasına rağmen Facebook’ta bile fotoğraf paylaşırken tereddüt ediyorduk. Zamanla ünsiyet halini alan bu durum, herkese açık paylaşımların yapıldığı Twitter ve Instagram’da mahrem konu ve fotoğrafların paylaşımına zemin hazırladı.

Sosyolog Nazife Şişman, fotoğraf paylaşımları ile gündelik hayatın mahrem ayrıntılarının yazı aracılığıyla paylaşma arasında çok büyük bir fark olmadığını düşünüyor. Dijital iletişim nesli olarak tanımladığı grubun zaten uzun bir süredir kendilerine bakılmasından, kişisel bilgilerinin paylaşılmasından rahatsızlık duymadığı kanaatinde. Ona göre insanlar başrol oynamak, bir hikâyenin kahramanı olmak istiyor. Ve tabii bu hikâyenin çevresindekiler tarafından bilinmesini. Şişman, “Böylece mahremiyetin tanımı değişiyor ve ‘kendini sergileme’ normalleşiyor.” diyor.

Kimin kahramanı olmak istiyorlar bilmiyoruz ama artık kendilerini muhafazakâr olarak tanımlayan insanlar bile mahrem paylaşımlarda bulunabiliyor. Ne yazık ki bazı tesettürlü kızlar da bu hassasiyetini yitirmiş durumda. Özellikle moda bloglarında, “Bugün lacivert eteğimin üzerine hardal rengi gömleğimi giydim ve kıyafetlerimi metal detaylı çantamla kombinledim.” gibi stil paylaşımları fotoğraflarıyla birlikte veriliyor. Bu paylaşımlarla ‘blog mankeni’ haline gelen kızlar, stillerinin dergilerde ya da gazetelerde yayımlanmasından da hoşnut. Muhafazakâr yaşam dergilerinde yer alan sokak çekimleriyle bu durum iyice kanıksandı. Dolayısıyla dergi kapaklarında ve muhafazakârlara yönelik üretim yapan firmaların kataloglarında yer almak isteyen tesettürlü kızların sayısı arttı.

Tekbir Giyim Genel Müdürü Cafer Karaduman, özellikle başörtülü genç kızlardan kataloglarında yer almak için çok sayıda başvuru olduğunu söylüyor. Ona göre dergiler kadar dizilerdeki başörtülü karakterler de bu süreci tetikledi. Fakat Tekbir yöneticileri, bu talepleri şimdiye kadar hiç değerlendirmemiş, değerlendirmeyi de düşünmüyor. Karaduman, “Katalog çekimlerinde tesettürlü kişilerin mahremiyetini koruyamayacaklarını düşünerek bunu uygun görmüyoruz. Birebir görüşmeye gelen bayanlara konunun hassasiyetini anlatarak fikirlerinden vazgeçirdiğimiz zamanlar bile oldu.” diyor.

Armine Giyim’in sahibi Mehmet Dursun da kendilerine bu konuda çok sayıda başvuru olduğunu söylüyor. Onlar da bu taleplere kesinlikle olumlu cevap vermiyor. Dursun, “Ben sosyal statüsü yüksek bir muhafazakâr kadının dergilerde gardırobunu sergilemesine bile üzülüyorum açıkçası. Sosyologların, “Tesettürün içini boşaltıyorlar.” eleştirilerini de çok haklı buluyorum. Özeleştiri yapacak olursak, kırmızı çizgilerimizi muhafaza edemediğimizi açıkça söyleyebilirim.” diyor.

Doç. Dr. Mustafa Karataş (İlahiyatçı)
Fotoğrafların yayımlanması, edep ve hayâ duygularını zayıflatır

Esas üzerinde durulması gereken husus, mümin bir hanımın kendi özel resimlerinin topluma neşredilmesi konusudur. Bu da ilk olarak tesettür ve mahremiyet alanıyla ilgilidir. İkinci olarak edep ve haya/utangaçlık duygusuyla alakalıdır. Bir kişinin tesettür açısından tam olan resminin ilan ve neşredilmesi gerekli durumlarda uygun olabilir. Bu resmin başkaları tarafından bilgisi dışında kötüye kullanılması halinde de mazur görülebilir. Ancak gerekmeyen hallerde bir Müslüman hanımefendinin moda sitelerinde ve dergilerde boy boy resimlerinin yayımlanması mahremiyet alanını zedeleyebilir. Ayrıca edep ve haya duygularını da zayıflatabilir. Hâlbuki Sevgili Peygamberimiz (sas) “Hayâ imandandır.” buyuruyor. İffet ve hayâ, en çok da genç bir hanıma yakışır.

Mehmet Atalay (Din Psikoloğu):
Kontrol edilebilir mecralarda maruz görülebilir

İnsanların birbirlerinden haberdar olmak için paylaştıkları fotoğrafların belli bir etiği olduktan sonra sakıncalı olduğunu düşünmüyorum. Hatta (hanımlar açısından bakarsak) belli ölçülere ve tesettür kurallarına riayet ettikten sonra bu son derece tabii bir durum. Ancak bazı fotoğraflar gerçekten rahatsız edici ve ahlaki açıdan paylaşımı yanlış. Genellikle yeni teknolojinin sunduğu mecralar önce teessüs ediyor, ahlakı arkadan geliyor. Bu yüzden bu mecraların ortaya çıktığı dönemlerde sosyal bilimcilerin de altyapı oluşturmaları gerekiyor. Yani bu mecraların gayri ahlaki bir biçimde kullanılmaması için bizlerin dini, ahlaki ve hukuki açıdan olurunu anlatmamız elzem. Bence denetim imkânı olmayan mecralarda fotoğraf paylaşımı çok uygun değil. Arkadaşlarınızı, takipçilerinizi kontrol edebildiğiniz mecraların tercih edilmesinde fayda var.

Nazife Şişman (Sosyolog):
Müslümanların yeni teknolojileri sorgulanmadan kullanması zamanımızın en çelişkili durumu

Müslümanlar, nefs terbiyesinin temel ilkesinin az konuşmak olduğunu; ayıpların örtülmesinin temel ahlak kaidesi olduğunu; kendini övmenin en büyük ahlak zaafı ve “görünme”nin de “olma”nın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu kabul ederler. Bu kabullere rağmen Müslümanların, görmenin ve görünmenin hiyerarşisini değiştiren yeni teknolojileri sorgulamaksızın ve hiçbir filtre ya da kasis koyma gereği duymaksızın hayatlarına dâhil etmesi, zamanımızın en çelişkili ve en eklektik durumu.

Kaynak: Zaman Gazetesi | Abone olmak için tıklayınız.

Sen Özelsin! #OnlineNisa